20. Yüzyılda Türkiye’de Eğitim

20. yüzyılda ülkemize baktığımızda, Cumhuriyet dönemindeki eğitimin Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşleri ve yine onun inkılaplarının nitelikleri doğrultusunda gelişerek yeni bir yapıya kavuştuğunu görebiliriz. Bu yönüyle, 29 Ekim 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyetinin laik ve sosyal bir hukuk devleti olma özellikleri eğitim sisteminin de çağdaş, laik, sosyal ve milli temellere dayanmasını zorunlu kılmıştır. Atatürk dönemi eğitimin temel esaslarını, yasal düzenlemeler, okullaşma politikaları, okul programlarının gözden geçirilmesi, halk eğitimi ve okuma yazma seferberliği, maarif şuralarının düzenlenmesi, öğretmen yetiştirme politikaları ve üniversite reformları şeklinde sıralayabiliriz.

Tanınmış Eğitimciler Ülkemize Davet Edildi
Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim felsefemizi şekillendirme ve geliştirmek amacıyla John Dewey gibi tanınmış eğitimciler ülkeye çağrılmış, sistemimiz hakkında araştırmalar yapılıp raporlar sunmaları istenmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde eğitim sistemimizi şekillendiren önemli eğitim düşünürleri ve şahsiyetler yetişmiştir. Bunlardan bazıları ve belki de en önemlileri; Mehmet Emin Erşilgil, N. Atuf Kansu, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, M. Emin Soysal ve H. Raşit Öymen’dir.

Öğretmen Eğitimine Önem
Cumhuriyet Dönemi’nde öğretmen eğitimine önem verilmiş, Cumhuriyet’i koruyacak ve yaşatacak nesilleri yetiştirecek modern öğretmenler yetiştirilmeye çalışılmıştır. Köy Enstitüleri toplumsal geri kalmışlığın içinden çıkmak için kurulmuş kurumlardır. Köy Enstitülerinden önce de köye öğretmen yetiştirme çalışmaları olmuştur. Bu amaçla Köy Öğretmen okulları açılmıştır. Daha sonraları bu okullar Köy Enstitülerine dönüştürülmüştür. Köy Enstitüleri, 1940 yılında 3803 sayılı kanunla kurulmuştur. Bu okul modelinin oluşturulmasında o yıllardaki ülke nüfusunun %80’nin köylerde yaşaması ve okuma yazma oranının çok ama çok düşük olmasının etkisi büyüktür. Köy Enstitülerinin kurucuları olarak devrin Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç kabul edilir.





1950’lerle başlayan süreçte kaydedilen en önemli iki gelişmeden birincisi 5 Ocak 1961 gün ve 222 sayılı ilköğretim Kanunu, diğeri 1973 tarih ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’dur. Türk Milli Eğitimi’nin genel amaçları Milli Eğitim Temel kanunu ile birlikte vatandaşlık, meslek ve kişilik eğitimine dayandırılmıştır.

Öğretmen Yetiştirilmesinde Yenilikler
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile birlikte öğretmen yetiştirmeye bazı yenilikler getirerek 1974-1975’den itibaren “İlköğretmen Okulları”, Öğretmen liselerine dönüştürülmüş ve bunun için temel eğitim birinci kademeye öğretmen yetiştirmek için 2 yıllık eğitim enstitüleri açılmıştır. Bu okullar Eğitim Yüksek Okulları adı altında 25 Temmuz 1982’de YÖK bünyesine alınmıştır. 1989-1990 eğitim-öğretim döneminde ilkokula öğretmen yetiştiren bu yüksekokulların süresi 2 yıldan 4 yıla çıkarılmış, 1992’de Eğitim Fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği Bölümü haline getirilmiştir. Bu seksiyon 1997’de Eğitim Fakültelerinin tekrar konfigürasyonu kapsamında eğitim fakültelerinin ilköğretim bölümü altında bir anabilim dalına dönüştürülmüştür.

Orta tedrisata muallimler ise Cumhuriyet Döneminde Yüksek Öğretmen Okullarından sağlanmış, daha sonraları Fen ve Edebiyat Fakültelerinden ve Eğitim Enstitülerinden yetiştirilmeye çalışılmıştır. Günümüz üniversitelerinde bilimin bütün alanlarında araştırmalar yapılmaktadır.


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git