20. Yüzyılda Avrupa’da Eğitim

20. yüzyıl, hemen her alanda olduğu gibi eğitim alanında da önemli gelişmelerin yaşandığı ve uygulamaya konulduğu bir dönem olmuştur. Bu dönemde eğitim, kendi metodolojisi olan araştırma alanı belli olan bilimsel bir bilim dalı olarak araştırma ve incelemelerini yapmaya başlamıştır. Eğitim gibi diğer bilim dalları da bu gelişmelere paralel araştırma alanlarını ortaya koymuştur. Sosyoloji, Psikoloji, Antropoloji gibi bilimler bireyin farklı alanlarını ele almış ve araştırmalar yapmıştır. Özellikle psikoloji biliminin gelişmesi ve bireyin öğrenme özelliğiyle ilgili bilimsel veriler ortaya koyması eğitime büyük fayda sağlamıştır.





1918 yılında Franklin Bobbitt, eğitimde ilk defa program kavramını kullanmış, yayınladığı Eğitim Programı isimli eseriyle eğitimi felsefeden hür bir saha olarak düşünmüş ve eğitim izlencesinin hazırlanması ve izlencenin unsurları üzerinde durmuştur. 1920’lerde Amerika’da bireysel eğitim kavramı ön plana çıkarken, Sovyetler Birliği, Çin ve doğu bloğu ülkelerinde Marx ve Lenin’in önerdiği sosyalist eğitim modelleri kabul görmüştür. 1930 ve 1940’lı yıllarda Amerika’da eğitimle ilgili çalışmaları üniversiteler üstlenmiş, 1949 yılında Ralph Tyler halen günümüz program geliştirme araştırmalarını etkileyen görüşlerini içeren Eğitim Programı ve Öğretim adlı kitabını yayımlamıştır. 1950’lerde deneysel psikoloji alanında kaydedilen gelişmeler ve bunların öğrenme üzerindeki etkileri Skinner tarafıda programlı öğretimin geliştirilmesine yol açmıştır. Yine bu yıllarda Thorndike, Guthri gibi bilim insanlarının deneysel psikoloji alanında yapmış oldukları ve ortaya koymuş oldukları verilerden bireyin öğrenmesiyle ilgili yararlanılmıştır. 1960-1970 yılları arasında eğitimle ilgili olarak yapılan kuramsal icraatlar doruk raddesine ulaşmış ve bu devirde eğitim kuramsal mı yoksa uygulamalı bir bilim midir? Konusu bilim insanları ve eğitimciler tarafından çok tartışılmıştır.

1970-1980 yılları arasındaki çalışmaların en dikkat çekeni Bloom tarafından geliştirilen tam öğrenme kuramıdır. Bloom, uygun koşullar ve nitelikli öğretim ve yeterli süre verilirse öğrencilerin okulda öğretilenlerin %90-95’ini öğrenebileceğini savunmuş ve öğrenme ile ilgili geleneksel düşüncelerin yıkılmasına neden olmuştur. 1970’li yılların sonunda eğitimin uygulamalı bir bilim olduğu tezi kabul edilmiştir.

1990’ların sonu 2000’li yılların başlarında en dikkat çeken çalışmalardan biri de Gardner’in Zihnin Çerçeveleri adlı çalışmasıdır.


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git